Musiki Muallim Mektebi 100 Yıllık Yolculuk
Ana Sayfa Tüm Yazılar Musiki Muallim Mektebi 100 Yıllık Yolculuk

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın ardından birçok alanda devrimler yaparak bir çağdaşlaşma hamlesi gerçekleştirir. Bu hamlelerin bir kısmı Osmanlı döneminde yapılmaya çalışılmıştır. Örneğin harf devrimi, Osmanlı döneminde padişahların gündemine gelmiş ancak bu değişime cesaret edilememiştir. Öte yandan Osmanlı müzik alanında da bazı yenilik hareketlerinde bulunmuştur. Bunların başında ise Muzika-i Hümâyun gelir. 23 Kasım 1831’de kurulan Muzika-i Hümâyun’un […]

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın ardından birçok alanda devrimler yaparak bir çağdaşlaşma hamlesi gerçekleştirir. Bu hamlelerin bir kısmı Osmanlı döneminde yapılmaya çalışılmıştır. Örneğin harf devrimi, Osmanlı döneminde padişahların gündemine gelmiş ancak bu değişime cesaret edilememiştir. Öte yandan Osmanlı müzik alanında da bazı yenilik hareketlerinde bulunmuştur. Bunların başında ise Muzika-i Hümâyun gelir. 23 Kasım 1831’de kurulan Muzika-i Hümâyun’un başına İtalyan müzik insanı Giuseppe Donizetti nam-ı diğer Donizetti Paşa getirilir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın temeli olan bu kurumda Zati Arca, Zeki Üngör, Mehmet Veli Kanık, Hacı Ârif Bey, İsmail Hakkı Bey, Şekerci Cemil Efendi, Refik Fersan, Münir Nurettin gibi tanınmış isimler yer almıştır.

 “Musiki Muallim Mektebi Kuruluyor” 

Müzik devriminin temelini oluşturmak ve öğretmen yetiştirmek için Atatürk’ün öncülüğünde Ankara’da bir okul kurulmasına karar verilir. Muzika-i Hümâyun’da görevli olan Zeki Üngör okulun kurulması için Ankara’ya davet edilirken hatıralarında şöyle anlatır:

“…bir gün Mazhar Müfit ile Şişli’deki evimde otururken Ankara’dan, Mustafa Kemal Paşa’nın hususi katibi Hayati’den bir mektup aldım. Beni Ankara’ya davet ediyorlardı. (…) Çankaya Köşkü’nde ziyaret ettim. ‘Hoş geldin Zeki Bey artık burada beraber çalışacağız’ dedi. ‘Memleket için musiki hakkındaki fikriniz nedir?’ diye sordu. ‘Evvela mekteplerden başlamak ve ehil muallimler bulmak lazım gelir, musiki muallimi hem bando hem de orkestraya eleman yetiştirecek bir mektep açmak zaruriyeti vardır’ dedim. Ertesi gün beni Maarif Vekili ile Cebeci’ye gönderdi.”  [1]

*Şakir Ağa’dan alınan MMM’nin Cebeci’deki ilk binaları.
*Şakir Ağa’dan alınan MMM’nin Cebeci’deki ilk binaları.
*30 Ağustos 1929 tarihli Akşam gazetesinde
yeni binanın bitmek üzere olduğu belirtiliyor.
*30 Ağustos 1929 tarihli Akşam gazetesinde yeni binanın bitmek üzere olduğu belirtiliyor.

Zeki Üngör’ün Maarif Vekili ile gittiği Cebeci’deki yer Ankara yerlisi Şakir Ağa’nın kerpiç evidir. Musiki Muallim Mektebi’nin açılacağı binaları yerinde gören Zeki Üngör çalışmalara başlar. MMM, 1 Kasım 1924’te üç kerpiç Ankara evinde açılırken ilk öğrenciler Ankara Darülmuallimin’de okuyan altı öğrenci olur. Sayıyı artırmak için İstanbul Balmumcu’daki Öksüzler Yurdu’ndan altı öğrenci daha getirilir. Böylece 12 kişi ile okul faaliyete geçer. 1927 – 1928 eğitim-öğretim yılında öğrenci sayısı 71’e çıkarken, bu öğrencilerin 24’ü kızlardan oluşur. [2]

 “Yeni Bir Okula İhtiyaç Duyuluyor” 

Binaların eski oluşu, ses geçirmesi ve artan öğrenciler nedeniyle yeni bir binanın yapılmasına karar verilir. Ankara eşrafından Serattarzadelerden alınan arsa üzerine ünlü mimar Ernst Egli’ye yeni MMM binasının tasarımı yaptırılır. 7 Mayıs 1928 günü temeli atılan bina 1929’da açılacaktır.

*Ankara’da birçok elçilik ve
kamu binasını da inşa eden Ernst Egli.
*Egli tarafından tasarlanan MMM.
*Binanın günümüzdeki vaziyeti, Ağustos 2024.

“Konservatuvara Giden Yol”

Okulda Zeki Üngör, Veli Kanık, Nimet Vahit, Nurullah Şevket Taşkıran, Necil Kazım Akses, Adnan Saygun, Ferhunde Erkin, Ulvi Cemal Erkin, Remzi Atak, İhsan Servet Künçer, Muhsin Ertuğrul gibi isimler ders verir. 1934 senesinde MMM yeniden yapılandırılır. Milli Musiki ve Temsil Akademisi olarak yapılandırılan kurum üçe ayrılır. Bunlar MMM, Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası ve Temsil Şubesi’dir. Orkestra 12 Haziran 1936’da Milli Musiki ve Temsil Akademisi’nden ayrılır. 1935’te Devlet Konservatuvarı’nın kurulması için Paul Hindemith görevlendirilir. Ankara’ya gelen Hindemith rapor hazırlayarak Devlet Konservatuvarı’nın kuruluş sürecini yönetir. Tiyatro ve opera bölümünün başına ise ünlü Alman müzik insanı Carl Ebert getirilir. Böylece 1936’da Devlet Konservatuvarı kurulurken 1 Kasım 1936’da Cebeci’deki binada eğitime başlanır. MMM bölümü ise 1938 yılında, Gazi Eğitim Enstitüsü’ne bağlanarak konservatuvardan ayrılır. Başına da Eduard Zuckmayer getirilir. [2]

“Kurumdaki Önemli Yabancı Eğitimciler”

1933’te Hitler’in Almanya’da iktidar olması birçok Alman bilim insanı ve sanatçının ülkeden ayrılmasına neden olur. Bu durum Türkiye için avantaj sağlarken önemli isimler çalışmak için İstanbul ve Ankara’ya yerleşir. Carl Ebert, konservatuvarda tiyatro bölümünün başına geçerek birçok Türk gencini yetiştirir. Ayrıca Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’nü kuracak olan Eduard Zuckmayer, Riyaseti Cumhur Orkestrası’nın Şefi Ernst Praetorius, Maria Callas’ın hocası Elvira de Hidalgo, Giannina Arangi-Lombardi, Türk gençlerini eğitecektir. 


*Carl Ebert, Konservatuvar’da
ders esnasında
.
* Carl Elbert

1936’da Devlet Konservatuvarı’nın kullanmaya başladığı Cebeci’deki bina ilk mezunlarını 1941’de verir. Bu tarihten itibaren mezun öğrenciler “Tatbikat Sahnesi” adıyla temsillere başlar. 2 Nisan 1941’de Tosca’nın ikinci perdesi, 31 Ocak 1942’de Sophokles’in Antigone oyunu sahnelenir. 13 Şubat 1942’de ise Fidelio operası ilk kez icra edilir.

 “Devlet Tiyatro ve Operası Kuruluyor” 

Atatürk’ün kurulmasına öncülük ettiği bu yüz yıllık kurum müzik devrimini de beraberinde getirir. Türk Beşleri bu süreç sonunda ortaya çıkarken yüce Atatürk halk türkülerini çok sesli olarak Batılı enstrümanlarla icra edilmesini arzu eder. Bunun somut örnekleri de Türk Beşleri’nin eserlerinde karşımıza çıkar. MMM’nin ardından Konservatuar’da birçok Türk öğrenci yetişir. Tiyatro ve opera sahasında görev yapacak bu sanatçılar açılacak kurumlarda istihdam edilir. 1949’da “Devlet Tiyatro ve Operası” kurulurken “Devlet Opera ve Balesi” 1958’de Devlet Tiyatroları’ndan ayrılır. 1984’te ise konservatuvar, Cebeci’deki binadan Bahçelievler’deki kampüse taşınır. Bugün bina Mamak Belediyesi’ne bağlı olarak hizmet vermektedir. Aradan yüz yıl geçmiş olsa da MMM, Türk müzik devriminin önemli kurumlarından biri olarak her daim hatırlanması gereken bir öncü niteliğindedir. 

*Carl Ebert, Ernst Praetorius, Lico Amar, Remzi Atak, Ulvi Cemal Erkin gibi hocaların bir arada olduğu eğitimci kadrosu.
*Remzi Atak bir ders esnasında.
*Konservatuvar avlusunda
arp çalan bir öğrenci

[1] N.A. Banoğlu, Nükte Fıkra ve Çizgilerle Atatürk, 3. Kitap, 1955, s.76-77.

[2] D. Ç. Şimşek, Müzik İnkılâbında Bir Uygulama; Musiki Muallim Mektebi’nden, Ankara Devlet Konservatuarı’na, Akademik Sosyal Bilimler Dergisi,
Yıl:6, Sayı: 82, Kasım 2018, s. 241-251.

Yazarın Diğer Yazıları
Musiki Muallim Mektebi 100 Yıllık Yolculuk

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın ardından birçok alanda devrimler yaparak bir çağdaşlaşma hamlesi gerçekleştirir. Bu hamlelerin bir kısmı Osmanlı döneminde yapılmaya çalışılmıştır. Örneğin harf devrimi, Osmanlı döneminde padişahların gündemine gelmiş ancak bu değişime cesaret edilememiştir. Öte yandan Osmanlı müzik alanında da bazı yenilik hareketlerinde bulunmuştur. Bunların başında ise Muzika-i Hümâyun gelir. 23 Kasım 1831’de kurulan Muzika-i Hümâyun’un […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Evvelimiz Ahirimiz Direniş

Üç bin yıl önce yaşayan insanla bugünkü insan arasında, doğduğu ilk günlerde fark yoktur. Bu kadar kısa sürede genetik bir dönüşüm oluşacak değil ya. Ama bunların yirmi beş yaşına gelmiş halleri, birbirinden oldukça farklıdır. Çünkü kendilerine aktarılan insanlığın birikimi farklıdır. Kültür gelişmeler hızlı ve çalkantılı biçimde ilerliyor.  Çağımızın hızlanan iletişim ve ulaşım koşulları, geçmişten kopuş […]

Devamını Oku
Yeni Şehir’de Hep Yeniden

Yıllardır düşünürüm. Edebiyatımızdaki yenilerin birincisinin Ankara’da, üstelik Yenişehir’de ortaya çıkmış olması sadece bir tesadüf müdür? Mekânın yeni oluşu gelenekten kopmak için teşvik etmiş olmasın gençleri? Gençler dediğim, Oktay Rifat ile Orhan Veli. Özen Pastanesi’nde oturmuşlar. Şöyle hayal edin. Bütün ömrünüz boyunca daracık sokaklarda yürümüş, kargacık burgacık konaklarda, bahçeler içinde ahşap evlerde, olmadı nohut oda bakla […]

Devamını Oku