Yaşar Seyman
Tüm Yazıları
Kadın Emeği, Gençliğin Başkenti
Ana Sayfa Tüm Yazılar Kadın Emeği, Gençliğin Başkenti

Kadın emeğiyle yoğrulmuş kentlerin ışığı başka olur… Kent insanı geliştirir. Kentlilik bilinci insanı yurtsever, doğasever, hayvan sever, insan sever yapıyor. Kentlilik insana onurlu duruş sergiletir. Bir kentin sokaklarına yalnızca asfalt dökülmez; alın teri, sabır, dayanışma ve umut da dökülür. Gençliğin nefesiyle büyüyen kentlerin sesi başka çıkar. Çünkü orada yalnızca binalar yükselmez; düşler yükselir, itiraz yükselir, […]

Kadın emeğiyle yoğrulmuş kentlerin ışığı başka olur…

Kent insanı geliştirir. Kentlilik bilinci insanı yurtsever, doğasever, hayvan sever, insan sever yapıyor. Kentlilik insana onurlu duruş sergiletir.

Bir kentin sokaklarına yalnızca asfalt dökülmez; alın teri, sabır, dayanışma ve umut da dökülür. Gençliğin nefesiyle büyüyen kentlerin sesi başka çıkar. Çünkü orada yalnızca binalar yükselmez; düşler yükselir, itiraz yükselir, özgürlük yükselir. İşte tam da bu yüzden bazı kentler yalnızca haritada bir yer değildir; bir ruhun, bir mücadelenin, bir geleceğin adıdır. 

O geleceğin adı çoğu zaman kadın emeğiyle yazılır.

Bir ülkenin gerçek başkenti bazen resmi tabelalarda değil, üreten kadınların ellerinde kurulur. Sabahın ilk ışığında evinden çıkan, çocuğunu büyütürken aynı anda yaşamı da omuzlayan, tarlada çalışan, fabrikada direnen, üniversitede araştıran, sahnede şarkı söyleyen, kooperatifte dayanışma kuran kadınların bulunduğu her yer başka bir cumhuriyettir aslında. Çünkü kadın emeği yalnızca ekonomik bir güç değildir; bir uygarlık biçimidir.

Bugün dünyanın en büyük krizlerinden biri yalnızlık ve umutsuzluksa, bunun panzehiri kadınların kurduğu ortak yaşam kültürüdür. Kadın, yaşadığı yere yalnızca emek vermez; vicdan verir. Bir sokağın güven duygusu, bir mahallenin dayanışması, bir okulun şefkati, bir kentin merhameti çoğu zaman kadınların görünmeyen emeğiyle ayakta durur. Bu yüzden kadın emeğini görmeyen toplumlar, aslında kendi geleceğini görmezden gelir.

Değişimin ve dönüşümün en önemli dinamiği kadınlar ve gençlerdir.

VE GENÇLİK…

Bir ülkenin en büyük serveti petrolü, altını ya da gökdelenleri değildir. Gençlerinin gözlerindeki ışıltıdır. Çünkü gençlik yalnızca bir yaş aralığı değildir; değişime inanma cesaretidir. Dünyayı yeniden kurabileceğine dair o inatçı umuttur.

Gençliğin başkenti olan kentlerde insanlar birbirine daha çok soru sorar. Orada kafeler yalnızca kahve içilen yerler değildir; düşüncelerin çatıştığı küçük parlamentolardır. Üniversite kampüsleri yalnızca diploma dağıtmaz; vicdan üretir. Gençlerin olduğu yerde müzik vardır, sanat vardır, sokaklarda kahkaha vardır. Ve en önemlisi itiraz vardır. Çünkü gençlik, haksızlığa alışmayı reddeden bir ruhtur.

Kadın emeğiyle gençliğin enerjisi birleştiğinde ise ortaya yalnızca güçlü bir kent çıkmaz; yeni bir toplum çıkar. O toplum korkuyla değil umutla büyür. Yasaklarla değil özgürlükle nefes alır. Kadınların görünmez kılınmadığı, gençlerin susturulmadığı kentler geleceği daha erken görür.

Bugün Anadolu’nun birçok yerinde küçük bir kooperatifte reçel kaynatan kadınla, üniversite sıralarında düşünü büyüten genç aynı hikâyenin kahramanıdır aslında. İkisi de “başka bir hayat mümkün” demektedir. İkisi de yoksulluğa, eşitsizliğe, karanlığa karşı kendi dilinde direnmektedir. Birinin ellerinde sabır vardır, diğerinin gözlerinde yarın.

Belki de bu yüzden bir kentin gerçek zenginliği AVM sayısıyla değil, kadınların ne kadar özgür olduğu ve gençlerin ne kadar düş kurabildiğiyle ölçülmelidir. Çünkü kadınların sustuğu yerde susan kentler yaşlanır. Gençlerin umudunu kaybettiği yerde ülkeler yavaşça içe çöker.

Oysa biz başka bir ülke düşlüyoruz.

Kadınların emeğinin alkış değil hak gördüğü, gençlerin yalnızca sınavlara değil yaşama hazırlandığı bir ülke…

Kız çocuklarının korkmadan yürüdüğü sokakları olan, gençlerin valiz hazırlamak yerine memleketinde kalmak istediği bir ülke…

Sanatın suç sayılmadığı, düşünmenin tehlike görülmediği, dayanışmanın zayıflık değil güç kabul edildiği bir ülke…

Çünkü biliyoruz: Bir memleketi ayakta tutan şey yalnızca ekonomisi değildir. Onun vicdanıdır. Ve o vicdanı en çok kadınlar taşır.

Bir ülkeyi geleceğe götüren şey yalnızca teknolojisi değildir. Onun düş gücüdür. Ve o düşü en çok gençler büyütür.

Kadın emeği ve gençliğin başkenti olmak kolay değildir.

Bu unvan, yüksek binalarla değil; yüksek bilinçle kazanılır.

Bunun için eşitlik gerekir. Özgürlük gerekir. Cesaret gerekir.

Ve en çok da birbirine inanan insanlar gerekir.

Çünkü kentleri kent yapan beton değil insandır.

İnsanı insan yapan ise emek, umut ve dayanışmadır.

Yazarın Diğer Yazıları
Kadın Emeği, Gençliğin Başkenti

Kadın emeğiyle yoğrulmuş kentlerin ışığı başka olur… Kent insanı geliştirir. Kentlilik bilinci insanı yurtsever, doğasever, hayvan sever, insan sever yapıyor. Kentlilik insana onurlu duruş sergiletir. Bir kentin sokaklarına yalnızca asfalt dökülmez; alın teri, sabır, dayanışma ve umut da dökülür. Gençliğin nefesiyle büyüyen kentlerin sesi başka çıkar. Çünkü orada yalnızca binalar yükselmez; düşler yükselir, itiraz yükselir, […]

Devamını Oku
Ankara’da Çocuk Olmak

Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku