Şiirin gücü nerededir? Şair, herkesin bildiği kelimeleri başka türlü kullanarak nasıl bir büyü yaratır? Neden dolayı şiir derimizin altına geçer, yüreğimize dokunur? Bu soruların cevabını vermek kolay değil. Baksanıza koca Mevlana, 800 yıl önceden gelen dizeleriyle (hem de Farsçadan çevrildiği halde) bizi can evimizden vuruyor. İnancını ve düşüncesini söz sanatıyla anlatmayı seçmiş bu bilge kişilik, […]
Şiirin gücü nerededir? Şair, herkesin bildiği kelimeleri başka türlü kullanarak nasıl bir büyü yaratır? Neden dolayı şiir derimizin altına geçer, yüreğimize dokunur? Bu soruların cevabını vermek kolay değil. Baksanıza koca Mevlana, 800 yıl önceden gelen dizeleriyle (hem de Farsçadan çevrildiği halde) bizi can evimizden vuruyor. İnancını ve düşüncesini söz sanatıyla anlatmayı seçmiş bu bilge kişilik, sözün gücünün bir kanıtı gibi. Homeros “kanatlanmış kelimeler”den söz eder. Gerçekten de ustasının elinde kelimeler bir kartal gibi havalanır. Çeviri bile engelleyemez bu göğe yükselişi. Yıllar boyunca Nâzım’ın şiirlerini ezbere bilen yabancılarla çok karşılaştım. İspanyollar, İtalyanlar, Finliler onu ezbere okuyorlardı. Geçenlerde Leros adasında basit bir balıkçı lokantası işleten Takis, eşiyle birlikte Bodrum’a gelmişti. Bir ara ona “Nâzım’ın çok güzel bir şiiri vardır: ‘En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır’ diye başlar.” dedim. Ne yaptı biliyor musunuz? Bana hemen şiirin tamamını okudu. Bu gücü başka neyle ölçebilirsiniz ki? Büyükelçi dostum Özdem Sanberk de Lorca’yı İspanyolca ezbere okur. İyi ki yüreği şiirle kabaran insanlar var hâlâ bu dünyada.
Bugün ben de insanlığın en umutlu şarkılarından biri olan bir şiir sunayım size. Büyük bir olasılıkla şiiri biliyorsunuz ama belki de bir kez daha okumak iyi gelir. Çünkü Nâzım’ın 1945’te yazdığı şiir, bir umut türküsü gibi hâlâ dalgalanmakta. Hem de dünyanın çeşitli dillerinde:
En güzel deniz
Henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk
Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz
Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz
Henüz söylememiş olduğum sözdür…
Şiirin gücü nerededir? Şair, herkesin bildiği kelimeleri başka türlü kullanarak nasıl bir büyü yaratır? Neden dolayı şiir derimizin altına geçer, yüreğimize dokunur? Bu soruların cevabını vermek kolay değil. Baksanıza koca Mevlana, 800 yıl önceden gelen dizeleriyle (hem de Farsçadan çevrildiği halde) bizi can evimizden vuruyor. İnancını ve düşüncesini söz sanatıyla anlatmayı seçmiş bu bilge kişilik, […]
Devamını Oku
Cumhuriyet’i kuranlardan sonra gelen yöneticiler, her şey gibi bayramların da önemini ve devrimci özünü dondurdukları, unutturdukları için 23 Nisan’ın sadece “çocuk” yönü üstünde durulur oldu; oysa 23 Nisan, 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşuyla birlikte egemenliğin monarşiden halka geçişinin bayramı. Çocuk bayramı oluşu da güzel ama egemenlik daha önemli. Bugün iktidarda olanlar varlıklarını ve bu makamlara […]
Devamını Oku
DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu. Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]
Devamını Oku
Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]
Devamını Oku