Dr. Ethem Torunoğlu
Tüm Yazıları
Çankaya Cumhuriyet Şiir Günleri: Şiirin Sonsuzluğunda Buluşma
Ana Sayfa Tüm Yazılar Çankaya Cumhuriyet Şiir Günleri: Şiirin Sonsuzluğunda Buluşma

Cumhuriyet gazetesinin ve Cumhuriyet Kitapları’nın öncülüğünde, Çankaya Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen “Çankaya Cumhuriyet Şiir Günleri”, 25-26 Ekim tarihlerinde Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda şiirseverlerle buluştu. Bu yıl “Şiirin Sonsuzluğunda Tarih ve Şiir” başlığını taşıyan etkinlik, iki gün boyunca yoğun bir ilgiyle takip edildi; nitelikli konuşmacıları, titizlikle seçilmiş oturum başlıkları ve güçlü […]

Cumhuriyet gazetesinin ve Cumhuriyet Kitapları’nın öncülüğünde, Çankaya Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen “Çankaya Cumhuriyet Şiir Günleri”, 25-26 Ekim tarihlerinde Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda şiirseverlerle buluştu.

Bu yıl “Şiirin Sonsuzluğunda Tarih ve Şiir” başlığını taşıyan etkinlik, iki gün boyunca yoğun bir ilgiyle takip edildi; nitelikli konuşmacıları, titizlikle seçilmiş oturum başlıkları ve güçlü tartışma zeminiyle Türk şiirine dair derinlikli bir panorama sundu. Çok sayıda şiir yorumu ve açık oturumun gerçekleştirildiği etkinliğin onur konuğu şair ve yazar Ahmet Telli oldu. Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Gazeteci Işık Kansu’nun açılış konuşması ile başlayan etkinlikte, günün anısına, Ahmet Telli’ye onur ödülü takdim edildi.

Işık Kansu, konuşmasında Cumhuriyet Gazetesi’nin 101 yıllık geçmişine değinerek, gazetenin aydınlanmacı çizgisinin yalnızca habercilikle sınırlı kalmadığını, sanat ve bilimi de destekleyen bir yayın anlayışını benimsediğini söyledi. Kansu, “Cumhuriyet ve demokrasiyi savunmak için halk önderimiz Atatürk’ün önerisiyle kurulan Cumhuriyet Gazetesi 101 yıldır ülke ve dünya çapında görev ve ilkesini sürdürüyor. Bu 101 yıllık süreç içinde aydınlanmacı yanıyla Cumhuriyet, yalnızca bir gazete olmaktan öte sanatın ve bilimin öncüsü olmayı da ilke edinmiştir. Bu kapsamda bu yıldan başlayarak böyle özel günler düzenlemeye başladık. Şairlerimiz, geleceği şiirleriyle aydınlatan çoban ateşleridir. Bulanık ve baskıcı bir ortamdayız ama bunu aşacağımıza inancımız tam” dedi.

Onur ödülünü alan Ahmet Telli, “Bu ülkenin kimliği, yaşamış ve yaşamakta olan onurlu aydınları ve yazarlarıdır. Bu onur ödülünü bana verdikleri için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Ahmet Telli Şiiri: Derinlikli, Zengin ve Etkileyici Bir Oturum

Etkinliğin en çok ilgi gören bölümü, 25 Ekim sabahı gerçekleştirilen “Tarih ve Şiir Ekseninde Ahmet Telli Şiiri” başlıklı oturum oldu. Şair Ali Cengizkan’ın yönettiği bu oturumda, Elçin Sevgi Suçin, Mahmut Temizyürek ve Metin Turan, Ahmet Telli’nin şiir dünyasını tarihsel bağlam, dil politikaları ve poetik yolculuğu üzerinden ele alan bildiriler sundular. Katılımcıların ortak değerlendirmesi açıktı: Oturum hem içerik hem sunum açısından son derece başarılıydı, Telli’nin şiirindeki duyarlığı ve estetik izleği geniş bir çerçevede yeniden düşünme olanağı sundu.

Şiir, Dergiler ve Yeni Yorumlar

Aynı gün öğleden sonra başlayan “Şiir ve Dergileri” oturumu, şiir ortamının belleğini oluşturan dergilerden güncel şiir tartışmalarına uzanan geniş bir alanı kapsadı. Abdülkadir Budak, Ahmet Özer, Abdülkadir Paksoy, Ertuğrul Özüaydın ve Tümay Çobanoğlunun katkılarıyla gerçekleşen oturum, Aydın Afacan tarafından yönetildi. Günün finali ise Emel Güz, Haydar Ünal ve Cem Savranın kendi şiirlerini okumasıyla gerçekleşti. Salonda oluşan sıcak atmosfer, şiirin ortak bir dil ve buluşma alanı olduğunu bir kez daha hissettirdi.

İkinci Gün: Mekân, Çeviri ve Şiirin Sınırları

26 Ekim günü Ferruh Tunç yönetimindeki “Şairin Mekânı, Mekânın Şiiri” oturumu ile başladı. Cevahir Bedel, Betül Mutlu ve Toyga Aydoğan, şairin mekânla kurduğu bağı; şehir, hafıza ve şiir ilişkisi bağlamında tartıştılar. Öğleden sonra düzenlenen “Çeviri Geleneği ve Şiirimiz” başlıklı oturum ise çeviri pratiğinin şiir üzerindeki etkisini ele aldı. Birsen Karaca, Arif Berberoğlu ve Mehmet Hakkı Suçin, çeviri üzerinden şiir estetiğinin dönüşümü, kültürlerarası etkileşim ve dilsel sınırların aşılması üzerine çarpıcı değerlendirmeler sundular. Etkinlik, Umut Yaşar Abat, Devrim Dirlikyapan ve Güven Baykanın şiir okumasıyla son buldu. Her oturumun ardından gerçekleştirilen imza etkinlikleri, okurlar ve şairler arasında doğrudan bir temas kurarak Şiir Günleri’nin sıcaklığını pekiştirdi.

Şiirin Sesi Çankaya’da Yankılandı

İki gün süren Çankaya Cumhuriyet Şiir Günleri, yalnızca şiirin estetik yönünü değil; aynı zamanda düşünsel derinliğini, tarihsel köklerini ve güncel yorumlarını da görünür kıldı. İyi seçilmiş konuşmacılar, güçlü bir program akışı ve nitelikli tartışmalarla etkinlik, hem edebiyat çevrelerinde hem de okurlar arasında ilgiyle karşılandı. Çankaya Belediyesi’nin kültür-sanat vizyonu ile Cumhuriyet’in köklü yayıncılık geleneğini buluşturan bu iki günlük şölen, şiirin toplumsal yaşamdaki gücünü bir kez daha hatırlattı.

Dr. Ethem Torunoğlu – Yücel Kök

Yazarın Diğer Yazıları
Çankaya Cumhuriyet Şiir Günleri: Şiirin Sonsuzluğunda Buluşma

Cumhuriyet gazetesinin ve Cumhuriyet Kitapları’nın öncülüğünde, Çankaya Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen “Çankaya Cumhuriyet Şiir Günleri”, 25-26 Ekim tarihlerinde Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda şiirseverlerle buluştu. Bu yıl “Şiirin Sonsuzluğunda Tarih ve Şiir” başlığını taşıyan etkinlik, iki gün boyunca yoğun bir ilgiyle takip edildi; nitelikli konuşmacıları, titizlikle seçilmiş oturum başlıkları ve güçlü […]

Devamını Oku
2025 Yılı Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri Sahiplerini Buldu…

Çankaya Belediyesi 2. Ahmet Say Müzik ve Edebiyat Ödülleri, Atatürk Sanat Merkezi’nde yapılan törende sahiplerini bulurken, törenin ardından Fazıl Say ve Seda Kırankaya konseriyle  gece taçlandı. Çankaya Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Ahmet Say Edebiyat ve Müzik Ödülleri, Atatürk Sanat Merkezi’nin açılış haftasında görkemli bir törenle sahiplerini buldu. Cumhuriyet’in kültür mirasına yeni bir soluk […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara’da Çocuk Olmak

Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]

Devamını Oku
Ankaram = Anadolum…

Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]

Devamını Oku