Oyuncuları, yazarları, yönetmenleri ve izleyicileriyle toplum açısından önemli işlevler yerine getiren bir sanat dalıdır tiyatro. Toplumla var olmuş ve varoluşundan bu yana da kültürün taşıyıcılığını üstlenmiş olan bu sanat; eleştirel yaklaşımları, modellemeleri ile tabuların yıkılmasında da, kültürel gelişimde de önemli roller üstlenir. Bu yönüyle tiyatro ve toplum ilişkisinin aynı zamanda bir toplumsal evrim ilişkisi olduğunu […]
Oyuncuları, yazarları, yönetmenleri ve izleyicileriyle toplum açısından önemli işlevler yerine getiren bir sanat dalıdır tiyatro. Toplumla var olmuş ve varoluşundan bu yana da kültürün taşıyıcılığını üstlenmiş olan bu sanat; eleştirel yaklaşımları, modellemeleri ile tabuların yıkılmasında da, kültürel gelişimde de önemli roller üstlenir. Bu yönüyle tiyatro ve toplum ilişkisinin aynı zamanda bir toplumsal evrim ilişkisi olduğunu söylemek çok da abartılı bir niteleme olmayacaktır. Atatürk’ün “Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” veciz sözü ile kastettiği de budur. Her tiyatro oyunu bir toplumsal ürün olarak, toplumun bağrından çıkıp toplumu etkilemektedir. Geçmişi eleştirel bir süzgeçten geçiren oyunlar geleceğe de ışık tutmaktadır. Pablo Neruda’nın “biz halkız yeniden doğarız ölümlerde” adlı dizeleri işte tam da burada sanki tiyatro için söylenmiş gibidir. “İçimizde pırıl pırıl bir güç var. Karanlıkta boy atmaya, sessizliği aşmaya yarayan.” “Biz halkız yeniden doğarız ölümlerde.” Tiyatroda yeniden doğmak yeni yeni oyunların sahnelenmesi ve toplumla buluşmasıyla gerçekleşir. Her oyun yeni bir doğumun müjdecisidir. Sergilenen her tiyatro yapıtında, toplum kesitleri, bireyleri ve toplumsal olaylar ele alınmakta, kah gülüp kah ağlanan olaylarda yaşananları oyuncular dramatize ederek seyirciye aktarmaktadır.
Tüm bu boyutlarıyla değerlendirildiğinde tiyatro sanatı gerek oyuncuları gerekse izleyicileri için etik, estetik, işlevsel bir halk eğitimi aracıdır da. Oyuncular öğrenme süreçlerinde; diksiyon, hitabet, oyunculuk, şan, karakter analizi, doğaçlama gibi kişisel gelişime ve yaratıcılığa dayalı atölye çalışmaları ile kendilerini geliştirme ve dönüştürme olanağı bulmaktadır. Tiyatro sanatı toplumsal kalkınma çalışmalarında kültür ve eğitim etkinliklerinin de önemli bir parçasıdır. Brecht, Boal, Şinasi, Baltacıoğlu, Spolin, Haldun Taner gibi birçok tiyatro kuramcısı, yazar, eğitim bilimcisi, sosyolog ve psikologlar tiyatro pedagojisi alanında da önemli çalışmalar yürütmüştür. Psikanalizin kurucusu ünlü psikolog Freud da gelişim dönemlerini açıklarken tiyatro karakterlerini (Oedipus, ve Elektra) kullanmıştır.
Türkiye’de çağdaş ve geleneksel tiyatro faaliyetlerinin her bölgede yaygınlaştırılması toplumsal kalkınma çalışmalarının bir parçası olarak 1932 ile 1950 yılları arasında, bir yetişkin kültür ve eğitim kurumu olan Halkevleri aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Birçok il ve ilçede katılımcılardan oluşan yerel Halkevleri’nde tiyatro toplulukları oluşturulmuş ve bu topluluklar ile oyun sahneleme ve turne etkinlikleri gerçekleştirilmiştir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin değerleri, ilkeleri, verilen mücadeleler oyunlar yolu ile de izleyiciye aktarılmıştır. Halkevleri’nde tiyatro oyunlarıyla birlikte edebiyat, sinema, müzik, fotoğraf, gibi diğer sanat faaliyetlerine de önem verilmiş; ülkede temsiller, festivaller yoluyla süreklilik arz eden bir kültür çemberi oluşturulmuştur. Bu yolla laik ve bilimsel düşünüşe sahip yeni kuşaklar yetiştirilebilmiştir. 1950’li yıllarda Halkevleri’nin kapatılması, Halkevleri çatısı altında yürütülen gönüllü tiyatro topluluklarının dağılmasına ve önemli bir kültürel boşluğa neden olmuştur. Günümüze kadar bu boşluğu gidermek üzere yapılan lokal girişimlerin ise yeterli olmadığı görülmektedir. Geniş bir kesim kültür ve sanat faaliyetlerinden mahrum bırakılmış, sanat ürünleri büyük ölçüde kentlerde belirli bir kesimin izleyebildiği ya da yapabildiği bir tüketim aracına dönüşmüştür.
Çankaya Belediyesi’nin 2007 yılından itibaren Toplumsal Dayanışma Merkezleri Projesi kapsamında ‘Erken Cumhuriyet Dönemi’nin en köklü kültür kurumu olan “Halkevleri”ni örnek alarak Çankaya Evleri’ni açmaya başlaması bu yöndeki boşluğu doldurmaya dönük önemli bir adım olmuştur. Bugün içinde mesleki, kişisel gelişim, eğitim ve sanat çalışmalarının yürütüldüğü bu merkezlerin semtlerdeki sayısı yirmi yediye ulaşmıştır.
Çankaya Belediyesi tiyatro sanatının semtlerde yaygınlaştırılması ve bu sanattan farklı toplum kesimlerinin yararlanması amacıyla, Çankaya Evleri’nin elverişli altyapısını dikkate alarak “Çankaya Belediyesi Semt Tiyatroları Projesi”ni hayata geçirmiştir. Semtlerindeki gönüllü vatandaşlarımızın katılımı ile tiyatro grupları oluşturularak temsiller verilmesinin sağlayan, Çankaya ilçesinin sanat yaşamını zenginleştirme ve sanat altyapısının güçlendirme amacını güzel projeler devam etmektedir. Çayyolu, 100. Yıl, Yıldız, Maltepe, Dikmen, Or-An semtlerinde çalışan tiyatro gruplarımızın oyunları; Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi, Doğan Taşdelen Kültür Merkezi ve Yılmaz Güney Sahnesi’nde ücretsiz olarak izleyiciyle buluşmaktadır.
Her semtte eğitim ve sahnelemede görev alan yönetmenlerin liderliğinde süren, Çankaya ilçesinin kültürel zenginliğini artırmayı amaçlayan, sürekliliği ve sürdürülebilirliği olan bir tiyatro faaliyeti olan Semt Tiyatroları ile geçirdiğimiz iki sezonda: “Kadın Sığınağı”, “Tersine Dünya”, “Ferhat ile Şirin”, “Entrikalı Dolap Komedyası”, “Yılbaşı”, “Düdüklüde Kıymalı Bamya”, “Deli Saçması”, “Aklımdaki Kadınlar” ve “İkinci Bahar” adlı oyunlar sahnelenmiş ve farklı il ve ilçelerde turneler gerçekleştirilmiş, 15.000 izleyiciye ulaşılmıştır. Çankaya Belediyesi Semt Tiyatroları Yeni Tiyatro Dergisi Jürisi tarafından, yönetmenliğini Yeşim Eyüboğlu’nun yaptığı Nâzım Hikmet’in “Ferhat ile Şirin” adlı oyunu ile 11. Uluslararası Emek ve Başarı Ödülleri kapsamında 2024 yılında “Yılın Projesi” ödülünü almıştır. Sosyal belediyecilik doğrultusunda; Mahalle Tiyatrosu, Semt Tiyatrosu, Emekliler Tiyatrosu adı altında semt insanlarımıza sanat yapma ve izleme, izletme hakkı sunan bu ve benzer diğer sanat projelerinin yaşama geçirilmesiyle tüm ilçelerde sanat yaşamını zenginleştirme ve sanat altyapılarını güçlendirme açısından da önemli bir adım atılmış olacaktır.
Oyuncuları, yazarları, yönetmenleri ve izleyicileriyle toplum açısından önemli işlevler yerine getiren bir sanat dalıdır tiyatro. Toplumla var olmuş ve varoluşundan bu yana da kültürün taşıyıcılığını üstlenmiş olan bu sanat; eleştirel yaklaşımları, modellemeleri ile tabuların yıkılmasında da, kültürel gelişimde de önemli roller üstlenir. Bu yönüyle tiyatro ve toplum ilişkisinin aynı zamanda bir toplumsal evrim ilişkisi olduğunu […]
Devamını Oku
Bazı şehirler, insanın yalnızlığını büyütür, bazılarıysa onu paylaşılabilir kılar. Ankara, bu iki duygunun ince dengesinde yaşar. Daha doğrusu, bana öyle gelir. Belki de pek bilmediğim bu şehre uzaktan baktığımdan öyle görüyorumdur, az sayıdaki Ankaralı arkadaşım öyle bir izlenim yaratmıştır. O dostlar da gri gökyüzü gibi mesafeli, yüklü bulutlar gibi yakınlar zaten. Onlardan dinlediğim Ankara’nın dostlukları, […]
Devamını Oku
Eski Ankara pastaneleri, o günlerin tatlı anılarını günümüze taşımakla beraber, bir zamanlar Ankara’nın tatlının başkenti olduğunun da ispatı. Bugün hâlâ o tatları yapabilen mekânların olması, eskinin bizlere mirası. Pastane deyip geçmemek lazım. Şimdilerde endüstrileşmeyle birlikte form değiştiren pastacılığın mekânları, bir zamanların en önemli buluşma noktalarıydı. Şairlerin, sanatçıların, yazarların gündelik hayat akışında başat rol alan bu […]
Devamını Oku