Bir zamanlar bu ülkede okul sporları diye bir şey vardı. Gazeteler müsabakalarına geniş geniş yer verirdi! Bugün ise bırakın okul sporlarını, üç büyük kulübün futbol takımları dışında diğer branşlar medyada kendisine yer bulmakta çok güçlük çekiyor. Okul ve spor denildiğinde, Türkiye’de akla gelen ilk isim TED Ankara Koleji’dir. Orta yaş ve üstü kuşak için “kolej” […]
Bir zamanlar bu ülkede okul sporları diye bir şey vardı. Gazeteler müsabakalarına geniş geniş yer verirdi! Bugün ise bırakın okul sporlarını, üç büyük kulübün futbol takımları dışında diğer branşlar medyada kendisine yer bulmakta çok güçlük çekiyor.
Okul ve spor denildiğinde, Türkiye’de akla gelen ilk isim TED Ankara Koleji’dir. Orta yaş ve üstü kuşak için “kolej” büyülü bir sözdür. Şahsen, adında kolej olan bir okulda okumayı istemişimdir. İlkokula Ankara’da başlayan ve dört yıl orada okuyan benim gibi biri için bu okulu hayal etmemek elbet olanaksızdı.
Kolejin nüvesini oluşturan Türk Eğitim Derneği (TED), Atatürk’ün talimatıyla Cumhuriyet’in kurucu kadroları tarafından 1928 yılında kuruldu. 1931’de açılan anaokuluyla Ankara Koleji, ülkemizin ilk özel okulu olarak tarihe geçti. Anaokulunu sırasıyla ilkokul, ortaokul ve lise izledi. Günümüzde üniversitesi de bulunan okulun sporseverler için ayrıca çok şey ifade ediyor.
1954 yılında okulun mezunları, okul ve spor birlikteliğinin kurdukları kulüple en başarılı örneğini sergilediler. Ve hâlâ devam etmekteler.
Kurulan bu kulüp sporseverler için ilk adımda basketbol çağrışımı yapar. Çünkü kulüp, yıllarca profesyonel basketbolun en üst liginde mücadele etti. Bugün ise bir alt ligde yoluna devam ediyor. Sporumuza birçok isim kazandırmıştır. Basketbolumuzun efsane isimlerinden Aytek Gürkan, bu çabanın ülke sporumuza armağanı sporculardan biridir.
Kulüp, bugün basketbolun yanı sıra voleybolda da aktif olarak yer alıyor. Kadın voleybol takımı, Sultanlar Ligi’nin bir alt kategorisi olan 1. Lig’de oynuyor.
Kulüp; basketbol ve voleybolun yanı sıra hentbol, futbol, modern pentatlon, okçuluk, kürek, yelken, yüzme, atletizm, curling, masa tenisi ve bale olmak üzere çok sayıda branşta faaliyet gösteriyor. Kulüp, profesyonel liglerin dışında altyapıda verdiği spor hizmetleriyle de tabiri caizse bozkırda açan bir gül gibi. Eskiden olduğu gibi profesyonel takımlarında kendi yetiştirdiği oyunculara yeniden ağırlık vermeye başlarsa, bu gülün çok daha güzel kokacağı da aşikârdır.
Avrupa ve ABD’de sporun en önemli lokomotiflerinden biri okullardır. Örneğin, dünyanın en çok izlenen liglerinden biri olan NBA, kolejlerden beslenir. ABD’de kolej basketbolu, dünyanın birçok ülkesindeki futbol liglerinden bile daha büyük ilgi görür.
80’lerde TRT’de yayımlanan ve Türkiye’de basketbola ilgiyi adeta patlatan Beyaz Gölge dizisi, bir kolej takımının öyküsüdür. Bu meyanda TED Ankara Kolejliler de bizim Beyaz Gölge’mizdir.
70 yılı aşan ömründe sporumuzun en önemli membalarından biri olan bu kulüp, Atatürk’ün Cumhuriyet’in birçok alanında ortaya koyduğu bütüncül yapının bir yansımasını da barındırıyor. Hem seçkin bir eğitim yuvası hem de birden fazla branşı bünyesinde oluşturarak elit sporcu yetiştiren bir spor kulübü. Kelimenin gerçek manasıyla bir spor kulübü!
Her yeni yıl başlangıcında, vaziyet ne kadar kötü olursa olsun, insan umut tazelemek ister.
Memleketin spor manzarasının iç açıcı olmadığı herkesin malumu. Ve iyileştirmek için gereken reçete de belli. Nereye bakacağımızı bilinmeli..
Olimpiyatlara daha fazla sporcu göndermeyi hedef olarak önüne koyan Türkiye’nin bunun için spor politikasını değiştirmesi kaçınılmaz. Yeni bir politika ancak TED Ankara Kolejliler gibi örneklerin çoğaltılmasıyla mümkün olacaktır.
Eğitim ve sporu birleştiren spor kulüplerinin meşalesi yolumuzu daha güçlü şekilde aydınlatacaktır.
Çocuklar ve gençler… Toplumların kutsallarıdır. Aileden kamusal kurumlara kadar herkes bu iki yaş grubunun üzerine titrer. Öyle ya, onlar ‘gelecek’tir. Tüm söylemler, şu yüksek perdeli ifadeyle başlar veya biter: “Onlar geleceğimizdir.” Anne-baba da, öğretmen de, antrenör de, politikacı da bu sihirli ‘gelecek’ kavramından ötürü, gençlerin üzerlerine titrenmesi gerektiğini vurgular. Yazıya gençlerle devam edeceğim ama çocukların […]
Devamını Oku
Çocukluğumun en güzel yılları Ankara’da geçti. Ne gariptir ki benim o güzel yıllarım, ülkenin karanlık dönemlerinden biri olan 12 Eylül Darbesi’nin hemen sonrasına denk gelir. Darbeden kısa bir süre sonra, okumam için köyden Ankara’daki akrabalarımın yanına gönderilmiştim. 6 yaşına henüz basmadığım için o yıl okul kayıt yapılmasını reddetmişti. Okula ertesi yıl başladım ve dördüncü sınıfın […]
Devamını Oku
DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu. Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]
Devamını Oku
Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]
Devamını Oku