2014 yılının sonlarında yolum, Ankara’nın ünlü portre ustası rahmetli Osman Darcan’ın oğlu Mete Darcan ile kesişti. Bu tanışıklık, bir yıllık sıkı bir çalışmanın sonucu Osman Bey’in muhteşem arşivini gün yüzüne çıkaran kitapla taçlandı ve 2015 yılında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde çok izlenen bir sergisi yapıldı. Osman Bey’in arşivinde, tamamı Ankara’da çevrilen ilk sinema filmi […]
2014 yılının sonlarında yolum, Ankara’nın ünlü portre ustası rahmetli Osman Darcan’ın oğlu Mete Darcan ile kesişti. Bu tanışıklık, bir yıllık sıkı bir çalışmanın sonucu Osman Bey’in muhteşem arşivini gün yüzüne çıkaran kitapla taçlandı ve 2015 yılında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde çok izlenen bir sergisi yapıldı.
Osman Bey’in arşivinde, tamamı Ankara’da çevrilen ilk sinema filmi olan Kaderin Mahkûmları’yla ilgili fotoğraflar ve belgeler de vardı.
Çünkü filmin operatörlüğü (kameramanlığı) Osman Darcan tarafından yapılmıştı. Filmde Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçıları rol almış, senaryosu yine Devlet Tiyatrosu sanatçısı Tekin Akmansoy tarafından yazılmıştı. Film 1953 yılında çevrildi ama şimdinin deyimiyle gişe yapmadı ve sonuç hüsran oldu.
Yıllardır Ankara üzerine çalışıyor ve kitaplar yazıyorum. Bu fotoğraflar, ilgimin Ankara’da çevrilen filmlere kaymasını sağladı. Merakımı gidermek için kaynakları araştırdım, bu konuda toplu olarak yapılan bir çalışmanın olmadığını gördüm ve bunun üzerine odaklandım.
Ankara’dan Sahneler ve Kaderin Mahkûmları-Tamamı ya da bir bölümü Ankara’da geçen veya adını Ankara’dan alan filmler adını verdiğim çalışma, bu alanda çalışanlara bir rehber olabilir düşüncesiyle yapıldı. Bu çalışma önce FİYAB (Film Yapımcıları Meslek Birliği) tarafından, sonra da Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından basıldı. 2021 yılında da Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi salonlarında, afişler ve orijinal fotoğrafların yer aldığı görkemli bir sergiye dönüştü. Yaptığım işlere değer veren ve kapılarını açan Çankaya Belediyesi’ne bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.
1925-2022 yılları arasında yapılan ve değişik kategoriye koyduğum 69 filme, 1968-2008 yılları arasında TRT’nin yaptığı Ankara konulu 47 belgesele, yine TRT’nin 2015 yılına kadar yaptığı Ankara’da geçen 17 diziye ulaşabildik. Ayrıca çeşitli TV kanallarının yaptığı Ankara dizilerini de eklemek gerek. Sevinerek söylemek gerekirse Ankara’yla ilgili belgesel ve dizi sayısı artıyor. Ankara’nın ülkenin başkenti olarak daha fazla ön planda olması, şehrin, filmlerde plato olarak kullanılması gerek. Şüphesiz bunda, sinema sektörünün İstanbul’da yer almasının büyük etkisi var. Film yapımcıları, paralarını başka bir şehirde üretecekleri filmlerde harcamak istemiyorlar. Ankara’da sinemaya gönül vermiş birçok dernek, öğrenci topluluğu mevcut. Bunların maddi gücü, büyük prodüksiyon yapmaya yetmemekte. Ülkede sponsorluk anlayışı tam olarak yerleşmemiş. Bırakın büyük prodüksiyonları, küçük kısa film çekimleri bile büyük maliyet yüklüyor bu işin heveslilerine. Ankara’da şimdiye kadar kaç kısa film çekildi? Sayısını bile bilen yok.
Böyle bir çalışma yapılmamış. Bu yüzden belki sayıları yüzleri bulan kısa filmlere ulaşmamız çok zor. Ulaşılamamış, sahiplenilmeyi bekleyen kim bilir daha neler var.
Genç araştırmacılara bu yüzden çok iş düşüyor. Merak etmek ve sabırla araştırmak gerek.
Bu meşakkatli yolda, bıkmadan, usanmadan, yılgınlığa kapılmadan…
2014 yılının sonlarında yolum, Ankara’nın ünlü portre ustası rahmetli Osman Darcan’ın oğlu Mete Darcan ile kesişti. Bu tanışıklık, bir yıllık sıkı bir çalışmanın sonucu Osman Bey’in muhteşem arşivini gün yüzüne çıkaran kitapla taçlandı ve 2015 yılında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde çok izlenen bir sergisi yapıldı. Osman Bey’in arşivinde, tamamı Ankara’da çevrilen ilk sinema filmi […]
Devamını Oku
Ankara’da çocuk olmak; bozkırın sert rüzgârına karşı avuçlarında bir güneş saklayarak, tarihin suskun taşları arasında kendi masumiyetinin sesini aramak gibi… Bozkırdan Başkente Dönüşen Ankara’da Çocukluk Ankara, bir zamanlar bozkırın ortasında sade bir kasabaydı. Rüzgârı sert, toprağı yalın, ufku genişti. Ama o ufkun içinde büyüyen çocuklar için dünya kocamandı. Sokaklar oyun alanı, boş arsalar düş kurma […]
Devamını Oku
Başkentte ilk evimiz Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tepesine yakın “Safranhan”ın eteğindeki… Salman Sokak’taydı, yurdun her yöresinden komşumuz vardı. Çocuk aklımla canının istediği gibi sansürsüz konuşan amcaları teyzeleri… Akranlarımı yadırgamazdım; dilleri bizim dile benziyordu… “Anam eccük duz istiyo… İpta ben geldim… Ne diyo o gabcuk aaazlı… Gayfe iccen mi? Ellaam sen iyi bilin…” Bizim evdekiler de komşular da […]
Devamını Oku