Sinan Meydan
Tüm Yazıları
İmalat-ı Harbiye: Kurtuluş Savaşı’nın Gizli Kahramanı
Ana Sayfa Tüm Yazılar İmalat-ı Harbiye: Kurtuluş Savaşı’nın Gizli Kahramanı

 Kamaları sökülmüş toplara kama üreten, vagon yaylarından kılıç ve kasatura, pencere demirlerinden süngü yapan fedakâr İmalat-ı Harbiye işçileri, gece gündüz çalışarak düzenli orduların ihtiyaç duyduğu silah ve cephaneyi hazırlamışlardı. Osmanlı Devleti’nin zamanla Batı karşısında geri kaldığı alanlardan biri de askeri teknolojiydi. Bu nedenle 19. yüzyılda Osmanlı’da askeri fabrikalar kurulmaya başlandı. Sultan II. Mahmut döneminde kurulan […]


 Kamaları sökülmüş toplara kama üreten, vagon yaylarından kılıç ve kasatura, pencere demirlerinden süngü yapan fedakâr İmalat-ı Harbiye işçileri, gece gündüz çalışarak düzenli orduların ihtiyaç duyduğu silah ve cephaneyi hazırlamışlardı.

Osmanlı Devleti’nin zamanla Batı karşısında geri kaldığı alanlardan biri de askeri teknolojiydi. Bu nedenle 19. yüzyılda Osmanlı’da askeri fabrikalar kurulmaya başlandı. Sultan II. Mahmut döneminde kurulan Tophane-i Amire Fabrikaları, 1909 yılında İmalatı Harbiye Fabrikaları’na dönüştürüldü. 

İmalat-ı Harbiye Fabrikaları’nda; İstanbul Zeytinburnu fabrikalarında demir, çelik, tunç dökümü yapılarak top, tüfek ve mühimmat üretilmekteydi. Tophane fabrikalarında tüfek, Bakırköy’deki fabrikalarda barut, Karaağaç fabrikalarında ise fişek üretilmekteydi. Konya ve Kayseri’de güherçile, Bayramiç ve İzmit’te ise hızar fabrikaları vardı. 

I. DÜNYA SAVAŞI’NDA VE MÜTAREKE’DE İMALAT-I HARBİYE

1914-1918 yılları arasındaki Birinci Dünya Savaşı’nda İmalat-ı Harbiye Fabrikaları tarihindeki en yüksek işçi ve üretim potansiyeline ulaşmıştır. O yıllarda erkeklerin silahaltına alınarak cephelere gönderilmesi nedeniyle diğer fabrikalarda olduğu gibi İmalatı Harbiye Fabrikaları’nda da kadın işçiler çalıştırılmıştır. 

I. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması sonrasında İmalatı Harbiye Fabrikaları’nın üretimi en alt düzeye düşmüştür. Çünkü Mondros’a göre Osmanlı Devleti, elindeki silah ve cephaneyi İtilaf Devletleri’ne teslim edecekti. Dolayısıyla böyle bir ortamda silah ve cephane üreten fabrikalarının çalışmasına da izin verilmeyecekti. İmalat-ı Harbiye Fabrikaları 1 Ağustos 1921’de çalışmalarını tamamen durduracaktı. 

İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal etmiştir. Aynı gün Tophane’ye gelen İngiliz askerleri İmalat-ı Harbiye Fabrikaları’nı ve İmalat-ı Harbiye Müdürlüğü’nü, Fransızlar da Zeytinburnu fabrikalarını işgal etmiştir. 

10 Ağustos 1920 tarihli 433 maddelik “idam fermanı” Sevr Antlaşması’nın birinci kısmındaki 174. Maddede: “(…) altı aylık bir süre içinde her çeşit silahların, cephanenin, savaş araçlarının ve gereçlerinin yapımı, hazırlanması, depolanması ya da incelenmesi ile uğraşan bütün öteki kurumlar ortadan kaldırılacak ya da yalnız ticaret amacıyla kullanılmaya yarar biçime dönüştürülecektir,” denilmişti.  

Bunun üzerine Damat Ferit Paşa Hükümeti, işgal altındaki İstanbul’da İmalat-ı Harbiye Fabrikaları’nı özel şirketlere satmak veya kiralamak istemişti. Ancak fabrika işçileri İmalat-ı Harbiye Fabrikaları’nın satılmasına karşı çıkmıştı. Bunun üzerine fabrikalar, tüketim malları üreten birer ticari işletmeye dönüştürülmüştü. 

İMALAT-I HARBİYE’NİN TİCARİ ÜRETİME BAŞLAMASI

5 Aralık 1920 tarihli bir kararla Harbiye’ye ve Bahriye’ye ait fabrikalar ve sanayi işletmeleri birleştirilerek Fabrikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. Fabrikalar, Harbiye Nezareti’ne bağlı ticari üretim yapan işletmeler olarak işletilmeye başlanmıştır. 

Artık silah üretemeyen bu fabrikalarda her çeşit ev eşyaları, nakliye araçları, araba yedek parçaları, tarımda kullanılan Rotsak sistemi pulluklar, buharlı veya elektrikli çeşitli tarım aletleri, lokomobil, sobalar, madeni borular, kazan, ocak ızgaraları, soba borusu ve dirsekleri, madeni kolonlar, eğeler, bıçaklar, uzanır sistemde merdivenler, tencereler, sefer tasları ve yemek sahanları, hamam tasları, kahve tepsileri, sigara tablaları, av saçmaları, kâğıt, defter, kese kâğıtları, mukavva kutular, matkap, mengene, freze gibi çok çeşitli eşyalar üretilmiş ve tamir edilmiştir. El ve motorla çalışan tulumbalar, antrasit, buhar, elektrik ve gaz motoru, gemi ve değirmen makineleri tamir edilmiş, demir ve ağaç tornalarıyla matkap ve freze tezgâhları üretilmiş ve tamir edilmiş, istimbot ve buhar kazanları tamir edilmiştir. Transmisyon milleri, ağaç ve demir kasnaklar üretilmiş ve tamir edilmiştir. Otomobiller tamir edilmiş, av tüfekleri üretilmiş ve tamir edilmiş, koşum takımları, kundura kalıpları ve ökçeleri, valfler ve musluklar üretilmiş, demir döşemeler ve çatılar yapılmıştır. Av barutu ve lağım barutları, lağım fitilleri, mısır, üzüm, incirden üretilmiş ispirto, damıtılmış kollodin, eter, tuzruhu, makarna ve şehriye üretilmiştir. Pirinç, bakır ve çinko dökümler, maden dökümlerden yeni su tulumbaları, yangın tulumbası araç ve gereçleri, pirinç kapı tokmakları, kara çivi ve perçinler, kaşık ve çatallar gibi çeşitli eşyalar üretilmiştir. 

İMALAT-I HARBİYE GRUBU

23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM kısa bir süre sonra düzenli orduyu kurmuştur. Ancak düzenli ordunun çok acil silah ve cephaneye ihtiyacı vardır.  

İstanbul işgal edildikten sonra silah üretimine son verilen İmalat-ı Harbiye Fabrikaları’nda çalışanlar, Anadolu’ya silah ve cephane kaçırmaya başlamıştır. Bu amaçla İmalat-ı Harbiye Grubu adlı gizli bir örgüt kurulmuştur. İmalat-ı Harbiye Grubu, Felah Grubu’yla birleşmiştir.

İMALAT-I HARBİYE’NİN ANADOLU’YA TAŞINMASI

Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul’daki İmalat-ı Harbiye Fabrikaları’ndan kaçırılan malzemelerle Eskişehir, Konya, Kayseri, Ankara ve Erzurum’da silah imalathaneleri açılmıştır. 10 Ocak 1921’de Müdafaa-i Milliye Vekâleti’ne bağlı Askeri Fabrikalar Müdüriyeti kurularak bu imalathaneler tek çatı altında toplanmıştır. 

Kurtuluş Savaşı’nda en büyük sorunlardan biri eldeki silahlara gereken cephanenin ve depolardaki cephaneyi kullanacak silahların olmamasıydı. Ayrıca İtilaf Devletleri tarafından kamaları sökülen toplar ve mekanizmaları sökülen tüfekler kullanılmayacak durumdaydı. İşte böyle bir aşamada İmalat-ı Harbiye işçileri, Anadolu’da oluşturdukları tamir atölyelerinde silah ve cephane üreteceklerdi. 

İçeriden ve dışarıdan sağlanan farklı özellikteki silah ve cephaneleri o haliyle kullanmak olanaksızdı. İmalat-ı Harbiye tamirhaneleri bütün bu malzemeyi sınıflandırmış, temizlemiş, tornadan geçirmiş ve kullanıma uygun hale getirmiştir. Yetersiz olanaklara karşın ilk top kaması Denizli’de, tüfek mekanizması ise Ankara’da yapılmıştır. Çeşitli tüfeklere ait fişekler kullanıma uygun hale getirilmiştir. 

Şubat 1922’de İmalat-ı Harbiye’ye bağlı tamirhanelerde günde 400 top mermisi, 24.000 piyade fişeği, 250 bomba, 100 kasatura ve süngü üretilmiştir.  100.000 piyade fişeği üretilmesi planlanmıştır. 

1922 yılında Konya’daki İmalat-ı Harbiye Fabrikası’nı gezen Sovyet Büyükelçisi S. İ. Aralov gördüklerini şöyle anlatmıştır:

“Konya imalathanesi, üç katlı idi. Birinci katta dokumacılar: üçüncü katta dokunan kumaştan elbise dikenler; ikinci katta kunduracılarla saraçlar bulunuyordu. Bütün işçilerin sayısı 150’yi bulmaktaydı. Gerek imalathane müdürü gerek işçiler, ordu için seve seve her şeyi yapıyorlar, ihtiyaçlarından başarılarından, çalışmalarından, çabalarından dokunaklı bir dille söz ediyorlardı. İmalat-ı Harbiye Fabrikasında ordu için çok gerekli olan top, tüfek tamir ediliyor, süngüler bileniyor, kılıç yapılıyordu.”

İMALAT-I HARBİYE ANKARA TAMİRHANESİ 

İmalat-ı Harbiye’nin Ankara’daki ilk merkezi Eskişehir’dedir. İmalat-ı Harbiye Eskişehir Tamirhanesi’nde çeşitli top kamaları yapılmış ve eldeki topları Skoda toplarına uydurmak için topların hartuç yatağında değişiklik yapılmıştır. 

Yunan ordusunun Eskişehir’e doğru ilerlemesi üzerine Eskişehir fabrikasındaki tezgâhlar Ankara’ya taşınmıştır. 

Ankara Tamirhanesi, Temmuz 1921’de, Eskişehir Tamirhanesi’nden Ankara’ya gelen Sanayi Binbaşı Hüsrev Bey ve Sanayi Mülazım-ı Evvel’i Halil Rıfat Bey tarafından istasyon bölgesinde Ankara-Sivas Dekovil Hattı Tamir Atölyesi’nde açılmıştır. Tamirhane burada bir ay çalışmıştır. 

Tamirhanenin makineleri İstanbul’dan kaçırılmış, işçiler Eskişehir’den, ustalar da İstanbul’dan gizli yollarla Ankara’ya getirilmiştir. Bu konuda Felah Grubu’ndan Eyüp (Durukan) Bey’in büyük katkıları olmuştur. Bu arada Adapazarı’ndan da tezgâhlar getirilmiştir. Sonunda Ankara’da eski bir süvari kışlasında İmalat-ı Harbiye Ankara Tamirhanesi kurulmuştur. Daha sonra istasyon bölgesindeki tüfek imalathanesi de buraya taşınmıştır.

O günlerde eski bir süvari kışlasının silah imalathanesine dönüştürülen ahırlar arı gibi çalışan insanlarla dolmuştur. Durup dinlenmeden çekiç sallayan, demirci ocağı önünde sıcak tornada dönen ve her an patlamaya hazır top mermileri önünde soğuk terler döken bu fedakâr insanlar İmalat-ı Harbiye işçileridir. Ustalar ve işçiler derme çatma tezgâhlarda kırık ve bozuk silahları onarıp pencere demirlerinden süngü yapıp, kamaları alınmış toplara çelik vagon dingillerinden kama yapıp cepheye silah ve cephane yetiştirmişlerdir. 

Ankara Tamirhanesi’nde top, tüfek, makineli tüfek, telemetre, dürbün tamiri ile bunlara ait yedek parçalar, tüfek ve makineli tüfek namluları ile nişangâh, kılıç, süngü, kasatura ve küçük el bombası üretilmiştir. 

Ankara Tamirhanesi ustalarından Ahmet Akyol, burada silah ve cephane onarımı sırasında yaşanan zorlukları ilginç bir olay üzerinden şöyle anlatmıştır:

“Deniz yoluyla İnebolu’ya oradan da cepheye gelen mermiler 77 milimetrelik, eldeki toplar ise 75 milimetrelikti. Genç mühendis Veli Bey, bu mermileri toplara uydurmak için küçük bir torna kurmuştu. Aygıt demirden yapılmış garip bir oyuncağa benziyordu. Sıra denemeye geldi. Mermi patlarsa tamirhaneye zarar vermemesi için o torna aletiyle yanına bir mermi alarak binanın yakınında bulunan bir barakaya geçti. Orada bu iş için gündüzden bir tezgâh hazırlanmıştı. Genç Mühendis Veli Bey, o barakaya yanına gelmek isteyenlere izin vermedi. (…) Bir süre sonra genç mühendis Veli Bey elindeki mermiyi havada sallayarak tamirhaneye döndü. Ağzı kulaklarındaydı. İlk deneme olduğu için ihtiyatlı davranarak yavaş çalışmış, işi uzatmıştı. Bir çiçek armağan eder gibi hoş bir jestle elindeki mermiyi Ahmet (Gürsoy) Usta’ya verdi. Tornadan yeni geçmiş mermi pırıl pırıl parlıyordu. Usta Bey mermiyi alıp başına koydu. Bir an durakladı. Sonra ani bir kararla mermiyi mengeneye bağladı. Bu ilk merminin gövdesine keski ile İmalat-ı Harbiye tarihine geçecek olan şu cümleyi kazıdı: ‘Venizelos Cenaplarına hediyemizdir!’ Bütün gece çalışarak 5 adet torna daha yaptılar. İstenilenden çok daha sayıda mermi 75 milimetrelik toplara uyduruldu.”

Sakarya Savaşı öncesinde Ankara Tamirhanesi’nde çalışan işçi ve memur sayısı 300 kişiyi bulmuş ve sayı giderek artmıştır. 

23 Eylül 1921’de Ankara yakınında Keskin Fişek Fabrikası kurularak çalışmaya başlamıştır. Bu imalathanede geceli gündüzlü çalışarak 50.000 kadar piyade tüfeği tamir ve tahvil edilmiştir. Bu fabrika, 27 Temmuz 1924’te Ankara’ya taşınmıştır. 

İmalat-ı Harbiye Ankara Tamirhanesi 1922 ve 1923 yıllarında İstanbul’dan nakledilen tezgâhlarla genişletilmiştir. Burada Kurtuluş Savaşı sonrasında da tüfek ve makineli tüfek onarımı devam etmiştir.  1934 yılında demirhaneye, 1937’de de top montaj bölümüne eklemeler yapılmıştır. 1940’ta tanksavar topu üretilmiştir.

Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’daki imalathanelerinde orduya silah ve cephane sağlayan İmalat-ı Harbiye, Cumhuriyet döneminde 1950’de Makine ve Kimya Endüstri Kurumu’na (MKE) A.Ş dönüştürülmüştür. 

***

Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Türk Kurtuluş Savaşı başlayınca silah ve cephaneye ihtiyaç duyulmuştur. Bunun üzerine İstanbul’daki İmalat-ı Harbiyeliler, İmalat-ı Harbiye Grubu’nu karararak hem Anadolu’ya silah ve cephane kaçırmışlar hem de fabrika malzemelerini Anadolu’ya taşıyarak Eskişehir, Ankara, Konya, Kayseri ve Erzurum’da silah ve cephane tamirhaneleri kurmuşlardır.

Kamaları sökülmüş toplara kama üreten, mekanizmaları sökülmüş tüfeklere mekanizma yapan, farklı çaptaki cephaneyi kullanılır hale getiren, vagon yaylarından kılıç ve kasatura, pencere demirlerinden süngü yapan fedakâr İmalat-ı Harbiye işçileri gece gündüz çalışarak düzenli orduların ihtiyaç duyduğu silah ve cephaneyi hazırlamışlardı. Fedakâr İmalat-ı Harbiye işçilerinin bilgisi, becerisi, kararlılığı ve emeği, Türk Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında çok büyük bir rol oynamıştır.  

Türkiye’yi bölüp parçalamayı, Türkleri Anadolu’nun ortasına sıkıştırıp ortadan kaldırmayı amaçlayan 1920 Sevr Antlaşması, Türkiye’nin silah fabrikaları kurmasını ve silah üretmesini yasaklarken, Türk Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra imzalanan 1923 Lozan Antlaşması’nda bu tür hiçbir sınırlama kabul edilmedi. Kapitülasyonlar kaldırıldı. Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, İmalat-ı Harbiye’yi geliştirdi, Makine ve Kimya Endüstri Kurumu’nu kurdu. Böylece Türkiye’de ulusal savunma sanayinin sağlam temelleri atılmış oldu.  

Kaynaklar

Ersoy Zengin, “Milli Mücadele Yıllarında İamalt-ı Harbiye Fabrikaları”, Mavi Atlas, 5(1)/2017, s. 201-223. 

Ersoy Zengin, Tophane-i Amire’den İmalat-ı Harbiye’ye Osmanlı Devleti’nde Harp Sanayii (1861-1923), Yayımlanmamış Doktora Tezi, Erzurum, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum, 2015. 

Hüseyin Dağtekin, “İstiklal Savaşı’nda Anadolu’ya Kaçırılan Mühimmat ve Askeri Eşya Hakkında Tanzim Edilmiş Vesikalar”, Tarih Vesikalar Dergisi, S.1/16, İstanbul, 1955, s. 9-15.

Semyon Ivanoviç Aralov, Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları, Ankara, 1997. 

Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, Atatürk’ün Akıllı Projeleri, (Özel Baskı) 1.Cilt, İstanbul, 2020.

Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, Osmanlı Devri Birinci Dünya Harbi İdari Faaliyetler ve Lojistik, X’ncu Cilt, 1985.

Yazarın Diğer Yazıları
İmalat-ı Harbiye: Kurtuluş Savaşı’nın Gizli Kahramanı

 Kamaları sökülmüş toplara kama üreten, vagon yaylarından kılıç ve kasatura, pencere demirlerinden süngü yapan fedakâr İmalat-ı Harbiye işçileri, gece gündüz çalışarak düzenli orduların ihtiyaç duyduğu silah ve cephaneyi hazırlamışlardı. Osmanlı Devleti’nin zamanla Batı karşısında geri kaldığı alanlardan biri de askeri teknolojiydi. Bu nedenle 19. yüzyılda Osmanlı’da askeri fabrikalar kurulmaya başlandı. Sultan II. Mahmut döneminde kurulan […]

Devamını Oku
Ankara’nın Kanatları “THK Etimesgut Uçak Fabrikası”

“Bütün uçaklarımızın ve motorlarının ülkemizde yapılması vesavaş hava endüstrimizin de bu temele göre geliştirilmesi gerekir.”(Atatürk, 1 Kasım 1937) Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın başlarında 27 Aralık 1919’da bir otomobille Ankara’ya geldiğinde Ankara’da motorlu araç yok denecek kadar azdı. Türkiye’nin genelinde olduğu gibi ulaşım ve taşıma daha çok hayvan gücüne dayalı araçlarla, at ve öküz arabalarıyla, kağnılarla gerçekleştiriliyordu. […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Ankara, Düşlerin Gerçek Olduğu Yerdir!

DÜŞLER KENTİ ANKARA Öyle değil midir? Ankara’nın bir “düşler kenti” olduğunu 1987’den beri haykırırım, da herkes duyar mı, kimse duymaz mı? Kimisi duyar da duymazdan mı gelir? Bastığı toprağı ayağının altında kendi varlığı için anıt kaidesi ya da çöp zannedenler ayırt etmez, edemez zaten bunu.  Bir de portal alanı çizmişim Ankara Ankara Güzel Ankara şiir […]

Devamını Oku
Müşterek İhtimalini Mümkün Kılmak: Esat Hâl’in Hafızası ve Gelecek Yolculuğu

Ankara, her bir sokağında ayrı bir hikâyenin, her köşesinde farklı bir dönemin izini taşıyan bir şehir. Bu nedenle var olan binaları, parkları, sokakları, caddeleri ve mekânları da bizlere çok şey anlatabiliyor. Cumhuriyet modernizminin planlı başkenti olma mirasını omuzlarında taşıyan bu şehir, bu güçlü mirasla birlikte kendini yenileme potansiyelini de her zaman bağrında saklar. Bugünlerde Çankaya’nın […]

Devamını Oku