Feza Kürkçüoğlu
Tüm Yazıları
Ankara’nın İlk Havuzları
Ana Sayfa Tüm Yazılar Ankara’nın İlk Havuzları

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’da yaz ayları ülkenin diğer şehirlerine göre daha ağır geçmekteydi. Denizi, gölü, nehri olan şehirlerde -elbette olanaklar ölçüsünde- serinlemek daha mümkündü. O sıcak günlerde serinlemek isteyen Ankaralılar yaz aylarında Hatip Çayı’na, İncesu Deresi’ne ya da Kayaş bahçelerine giderdi. Ankara’nın modern bir şehir olma yolunda hızla ilerlediği yıllarda meydanlarda irili ufaklı süs havuzları […]

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’da yaz ayları ülkenin diğer şehirlerine göre daha ağır geçmekteydi. Denizi, gölü, nehri olan şehirlerde -elbette olanaklar ölçüsünde- serinlemek daha mümkündü. O sıcak günlerde serinlemek isteyen Ankaralılar yaz aylarında Hatip Çayı’na, İncesu Deresi’ne ya da Kayaş bahçelerine giderdi.

Ankara’nın modern bir şehir olma yolunda hızla ilerlediği yıllarda meydanlarda irili ufaklı süs havuzları birbiri ardına inşa edilmişti, ediliyordu. Ancak henüz şehirde yüzme havuzu yoktu. 1932 yılından başlayarak Ankara Orman Çiftliği’nin Karadeniz ve Marmara havuzları trenle veya kaptıkaçtılarla çiftliğe gelen Ankaralıların akınına uğrayacaktı. Sonra Çubuklu Barajı gölü, 1943’te Gençlik Parkı’nın büyük havuzu ve 1968’de de 19 Mayıs Yüzme Havuzu serinlemek isteyenlerin yeni buluşma mekânları olacaktı.

1925 yılında bataklık kurutularak Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Atatürk Orman Çiftliği geniş tarım arazileri, havuzları, köşkleri, lokanta ve gazinoları ile Ankara’nın sosyal hayatına çölde bir vaha gibi doğmuştu. Çiftlik, başkentte birçok anıtsal kamu binasına imza atan İsviçreli Mimar Prof. Dr. Ernst A. Egli tarafından “kamusal park” olarak tasarlanmıştı. Çiftlik içinde Karadeniz ve Marmara denizlerine benzetilerek inşa edilen havuzlar, Atatürk’ün isteği üzere Ankaralıların kullanımına açılmıştı. Toplumsal alanda kadın erkek eşitliğinin sağlandığı havuzlar ve mesire alanları aynı zamanda Cumhuriyet’in çağdaş yaşam modelinin hayata geçtiği mekânlar olmuştu.

Marmara Havuzu’ndan daha büyük olan Karadeniz Havuzu, Ankaralıların yüzebileceği, güneşlenebileceği, su sporlarını yapabileceği, kürek çekebileceği, yarışların yapıldığı bir havuz olarak hizmet vermeye başladı. 1926’da inşa edilen Marmara Havuzu ve yanı başındaki Marmara Köşkü gazinosu ise halkın uzun yıllar nefes aldığı, eğlendiği bir yer oldu. 

Ankaralıların ilk yüzme havuzu ile tanıştıkları o günlere geri dönelim… 8 Ağustos 1932 tarihli Vakit gazetesinde “Ankara’da Bir Banyo” başlığı ile imzasız yayımlanan yazıdan birkaç satırı birlikte okuyalım: “Evvelki cumartesi Ankara’da büyük bir havuz yüzme yeri olarak açılmıştır. Karadeniz havuzu, çiftlikten şehre doğru uzayan büyük ağaçlama sahasını sulamak için yapılmış olan 7.500 tonluk muazzam bir havuzdur. Çiftlik idaresi bu büyük havuzdan, Ankaralıların bir yüzme havuzu şeklinde istifade etmelerine karar vermiş ve lâzım gelen tertibatı yaptırmıştı. Saat ona doğru bir iki aile ve iki üç heveskârdan başka havuzun içinde kimse yoktu. Saat on dörde doğru şehirden büyük bir akın başladı. Renk renk mayolu gençler çabucak soyunuyor ve havuza atlıyorlardı. (…)

Saat on beşte yüzenleri seyredenlerle beraber Karadeniz’in etrafında mübalâğasız birkaç bin kişi vardı. Kumla örtülmüş bir kısımda güneş banyosu yapanlar, yıldız şeklinde toplananlar, ehramlar kuran sporcularla hatırımda kalan Florya’dan çok daha canlı ve şen bir manzara hâsıl olmuştu. (…)

Su çok güzel ve tam ılıktı. Bir kere giren sekiz on defa girmeden havuzun kenarından ayrılamıyordu. Havuzun bir kenarını kaplayan seyircilerin de safasına diyecek yoktu. Ankara’da bu eğlenceli ve neşeli deniz günü tam on dokuza kadar devam etti. Kimse havuzdan çıkmak istemiyor, akşamın serinliğinde yüzmeye devam etmek istiyordu.”

Bir zamanlar yaz aylarında Ankara’nın sıcak ve kurak havasından bunalanların tercih ettiği, dinlendiği, piknik yaptığı ve havuzlarında yüzdüğü Atatürk Orman Çiftliği ya da o zamanlardaki ismiyle Gazi Orman Çiftliği uzun zamandır sadece anılarda yaşıyor. Kamusal mekânların ve onlara ait toplumsal belleğimizin itina ile silindiği günümüzde bir zamanlar Ankaralıların gündelik yaşamının önemli parçası olan, 1950’lerden başlayarak parça parça yok edilen Atatürk Orman Çiftliği’ni, serinlemek, yüzmek için gidilen havuzlarını analım istedik…

Yazarın Diğer Yazıları
Almanya’dan Türkiye’ye Uzanan Bir Yaşam: Mimar Bruno Taut

Genç Cumhuriyet’in başkenti Ankara başta olmak üzere ülkemizde yapılarıyla iz bırakan, Türkçe yayımlanan ilk mimarlık kuramı kitabının yazarı, modern mimarlığın önemli isimlerinden Prof. Bruno Julius Florian Taut, 24 Kasım 1938’de İstanbul’da vefat etti… 4 Mayıs 1880, Königsberg doğumlu olan Yahudi asıllı Alman mimar ve şehir planlamacısı Bruno Taut, Königsberg İnşaatçılık Okulu’ndan mezun olduktan sonra Charlottenburg […]

Devamını Oku
Çankaya’da Tarihi Bir Okul: Ankara Atatürk Lisesi

Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Ankara Atatürk Lisesi’nin kilometre taşlarını izleyerek kısa bir yolculuğa çıkalım. İşte, okulun bir yüzyılı aşan tarihi içinde öne çıkanlar… 1886’da Develi Tepesi’nde iki katlı, 12 derslik yontma taştan inşa edilen ve “Taş Mektep” olarak anılan binada eğitime başlayan “Ankara İdadisi”, 1908’de “Ankara Sultanisi” adını alır. Milli Mücadele başlayınca […]

Devamını Oku
Bu Sayıdan Yazılar
Dostluğumuzun Başkenti

Bazı şehirler, insanın yalnızlığını büyütür, bazılarıysa onu paylaşılabilir kılar. Ankara, bu iki duygunun ince dengesinde yaşar. Daha doğrusu, bana öyle gelir. Belki de pek bilmediğim bu şehre uzaktan baktığımdan öyle görüyorumdur, az sayıdaki Ankaralı arkadaşım öyle bir izlenim yaratmıştır. O dostlar da gri gökyüzü gibi mesafeli, yüklü bulutlar gibi yakınlar zaten. Onlardan dinlediğim Ankara’nın dostlukları, […]

Devamını Oku
Ankara: Tatlının Da Başkenti

Eski Ankara pastaneleri, o günlerin tatlı anılarını günümüze taşımakla beraber, bir zamanlar Ankara’nın tatlının başkenti olduğunun da ispatı. Bugün hâlâ o tatları yapabilen mekânların olması, eskinin bizlere mirası.  Pastane deyip geçmemek lazım. Şimdilerde endüstrileşmeyle birlikte form değiştiren pastacılığın mekânları, bir zamanların en önemli buluşma noktalarıydı. Şairlerin, sanatçıların, yazarların gündelik hayat akışında başat rol alan bu […]

Devamını Oku