Ahmet Telli şiirinin çok boyutlu estetik birikimi ile “Şair Ahmet Telli” nin örgütlü birey olarak bütünlüklü ele alınması zorunludur. Hayatı ve şiirleri iç içe geçmiş bir şair söz konusuysa, hem estetiğin dili hem de ideolojinin dili öne çıkar. Çünkü daha ilk adımda biliriz ki şiir bir cesaret işidir ama bu cesaret salt sözcüklerden ibaret değildir; […]
Ahmet Telli şiirinin çok boyutlu estetik birikimi ile “Şair Ahmet Telli” nin örgütlü birey olarak bütünlüklü ele alınması zorunludur. Hayatı ve şiirleri iç içe geçmiş bir şair söz konusuysa, hem estetiğin dili hem de ideolojinin dili öne çıkar. Çünkü daha ilk adımda biliriz ki şiir bir cesaret işidir ama bu cesaret salt sözcüklerden ibaret değildir; içeriğini oluşturan sürekliğin dinamikleri dil disiplini, toplumsal duyarlık, ilerleme kültürüne yapılan vurgu ve eleştirel yaklaşımlar, dün ile bugün ve yarın arasındaki diyalektik bağın içselleştirilmesi, adalet, vicdan ve insanı amaç alan bir bilgi birikimi ve acı çeken gövde vardır.
Ahmet Telli, bu ülkenin vicdanı olan bir sesleniştir. Şiirlerinin niteliği oluşturan unsurlara bakıldığında insanın ne olduğu kadar ne olabileceğine ilişkin göstergeleri açıktır. Bu göstergeler duyarlık, niteliği artırılmış dil, ileri uzağa bakan devrimci-ideolojik birikim, hemen şimdi üstlenilen sorumluluk… Onun şiiri bağlantı halindedir. Ezilenlerle, adalet arayışıyla, sömürme kültürüne karşıtlık oluşturmayla, yeni bir dünyayı kesintisiz tahayyül etmesiyle, kentli yoksullarla, direnişi dalgalandıranlarla, ötekileştirilmişlerle, azınlıklar ve alt kültür değerleriyle, modernizmin vahşi öğretilerine baş kaldırma kültürüyle bağlantı halindedir. Ahmet Telli ve şiirinin bu bağlantıları insani ve vicdanidir, buradan asla taviz vermez ve fakat şiirini kuran estetik dilden de zerre kadar ödün vermez. Anlatımcı ve hikâye edici bir fon yoktur onun şiirinde. Konuşma dilinin gevşek dokusuna izin vermediği için Ahmet Telli şiiri daima bir tarih bilinci göstergesidir. Onun şiirleriyle tanışan her okur tarih bilincine de yaslanmak zorundadır. Bu durum şairin bilgi birikimiyle dünyaya ve insana karşı aldığı tavrı da okumayı gerekli kılar. Bütün özel ve özgü şairler gibi Ahmet Telli de dilin dağarcığına yenilikler getirmiştir. Onun şiirlerini okurken sayısız çağrışımlarla karşılaşırız. Böylelikle duyularımıza yeni bir “duyu” daha ekler. Sezgidir o!
Biliriz ki öncelikle şair için sözcükler vardır, çoğu şairler de kendini sözcüklerle sınırlar. Dil aracılığıyla kurduğu dünya ve iletişim şiir metniyle sınırlıdır. Ahmet Telli şiirinde daima daha fazlasıyla karşılaşırız. Çünkü o, şiirini insanın halleri ve olası halleriyle getirir. İnsanın doğayla çelişkisinden hiç kopmaz, insanın insanla çelişkisi ve insanın olası halleriyle devam eder. Yani dünya onun için diyalektik bir süreçtir ve Ahmet Telli şiiri bilincimizi başkalaştırır. Bir olguya birden çok bakma biçimini içinde taşır. Bu örtük bir önermedir. Çünkü gerçek bir şairin en can alıcı özelliği duyarlığıdır.
Elbette böylesi bir duyarlık egemen akıl tarafından merkeze alınır. Çünkü egemen aklın kendisine muhalif olan imgeleri ele geçirmek ve yönetmek gibi vahşi girişimi vardır. Bunu yaparken de çoğu zaman zor araçlarını kullanarak kendisine muhalif olan imgeleri bastırma çabasındadır. Ahmet Telli şiiri hayatı taklit eden değil, öngören bir şiir olduğu için de çoğu zaman bastırılmaya, cezalandırılmaya çalışılmıştır.
İlk kitabı 1979 yılında yayımlanan Ahmet Telli, 68 Kuşağı’nın gözüpek bir devrimcisi ve şairidir. “Buradayım işte, sözümde” diyen şairin birikimlerini ve mücadelesini toplu şiirlerinin yer aldığı “Vedâ Divanı” ile günümüze aktarıyor. Gözaltılar, tutuklamalar, hapishaneler de hayatının bir parçası olagelmiştir Telli’nin. “Hayat-bilinç-imgelem diyalektiği benim için hem bir kaynak hem de bir omurga oldu” diyen şair, “Toplumların vicdanı yoktur, linç kültürleri vardır. Vicdan bireyseldir.”demesi de önemli bir işaretlemedir.
Ahmet Telli ve şiiri, evrenseldir o nedenle kimseyi dışarıda bırakmaz ama kimsenin de seviyesine inmez. Öyleyse bizim -okurun- tırmanması gerekir.
Ahmet Telli şiirinin çok boyutlu estetik birikimi ile “Şair Ahmet Telli” nin örgütlü birey olarak bütünlüklü ele alınması zorunludur. Hayatı ve şiirleri iç içe geçmiş bir şair söz konusuysa, hem estetiğin dili hem de ideolojinin dili öne çıkar. Çünkü daha ilk adımda biliriz ki şiir bir cesaret işidir ama bu cesaret salt sözcüklerden ibaret değildir; […]
Devamını Oku
Virginia Woolf, yazabilmek için insana kendine ait bir oda gerektiğini söyler ya hani, bana da Ankara’da yaz gerekir yazabilmek için. Veya James Baldwin’i analım, o da der ya hani, insanın evi doğduğu yer değil kendini eksik hissetmediği yerdir, diye; işte benim için de o yer Ankara’dır, kendimi eksik hissetmemenin mevsimi de hep yazdır. İlk kitabımı […]
Devamını Oku
Bizi çalışmak yaşattı Yaşam akıp giderken Bir gurur mesaisi “Uyanıyor Ankara, günün ilk saatleri.” Çağdaş Türkü’nün bu şarkısı ve üniversiteli hayatlarımızı işçi sınıfının bir günüyle birleştiren sözleri, bize heyecan veriyordu. Günün ilk saatlerinde uyanamayacak kadar haytaydık o zaman. Devamsızlık tehdidi olan sabah sekiz derslerine şiş gözlerle gider, sıralarda uyuklarken bir sonraki eylemin planlarını yapardık. Ancak […]
Devamını Oku